4 Nisan 2014 Cuma

godot'u bekler gibi

 bir kedi, bir güvercin ve onca insan bahar ayazında godot'u bekler gibi bekledik bu sabah durakta. öğrenciler, işçiler, memurlar memleketin tam da en çok ihtiyaç duyduğu şekilde birlik olup bekledik hep beraber. on dakika gelmeyip sonra hepsi birden peşi sıra gelen otobüsler birlik beraberliğimizi ve saflarımızı bozmaya çalışsa da yeni katılanlarla birlikte kedi ve güvercin haricinde herkes kuzeye baktı. yine kedi ve güvercin haricinde herkes uykuluydu. çok uykuluydu. öyle ki yanak kaslarını yırtarcasına esneyenler, gözlerindeki uyku akımı niagara şelalesinin debisiyle boy ölçüşenler, gözleri kapalı istanbulu dinleyenler, uyur gezerin anlamını yanlış yorumlayıp sabahın yedisinde gezmeye gelenler. hepsi ama hepsi bizimleydi.
tabi zaman zaman bu birlik ve beraberliği sabote eden provakatörler olsa da sağ duyu galip geldi en sonunda.
en başta taksim sıraselviler tarafından geldiği anlaşılan ve yarın işe gitmeyecek olan bir grup; "sık dişini son 8 saat, sonrasında 2 gün tatil heyooo" diye iğrençlikler yaptı uykulu suratlarıyla. ama tarlabaşı tarafından gelen cumartesi çalışanları -başta ben olmak üzere- "skyim lan ben böyle işi her gün her gün bu ne iş" dedi.  nerede yaşadıkları ne iş yaptıkları belli olmayan pazar çalışanlarının iç sesleri zaten yazamayacağım kadar pornografi ve şiddet içeriyordu. mektep sokaktan geldiği anlaşılan  inek öğrenciler akşam kırk sekiz tekrar yaptıkları vatandaşlık sınavı için kırkdokuzuncu tekrarı yaparken, tembeller ibrahimoviç'in golünü tartışıyorlardı. aşıklar için zaten bu evren yoktu onlar başka gezegenin mirasyedileri, bulutların kral ve kraliçeleriydi. elbette iyimser ,  güngörmüş amca ve teyze içsesleri de vardı aramızda. durak başımıza yıkılmıyorsa onların dua ve sevecenlikleri yüzünden yıkılmıyordu zaten. sayıları azdı ama durağın bekası, birlik beraberliği için dengeleyici unsur olaraktan kuzeye daha kuzeye umutla bakmamızı sağlıyorlardı. 
son tahlilde  "en azından gidecek bir işimiz var ve bu iş sayesinde kıt kaynaklarla sınırsız ihtiyaçlarımızı karşılayabiliyor, efendime söyleyim çorbamızı kaynatıp, cep telefon faturalarımızı ödeyebiliyoruz çocuklar" diyen bu amca-teyze iç sesleri bozgunculuk yapmaya çalışan kararsız vicdanları frenliyor, sloganlaşmış bir iki cılız iç ses dışında  durak her sabahki mahmurluğunda godot'a saygıda kusur etmiyordu. 
ama ve yine de büyük aylakistan ülküsü yolunda benim umudum vardı. elbet bir gün direne direne uyuyacağız. elbet bir gün...