11 Mart 2014 Salı

ıhlamur

içinde bir kaç ayva yaprağı da bulunan ıhlamur kaynatıyorum. az önce bir kez kaynattığım ıhlamurun suyunu boşalttım. şimdi ikinci kez kaynatıyorum. böyle yapmazsam acı olacağını söylemişti uzun yıllar önce annem. sayı ya da yöntemde yanılıyor olabilirim. ama böyle bir şeydi hatırladığım.
ve evet farkındayım kendim gibi yazılarım da sıradanlaştı artık. ya pineklediğim bir cafede yahut hasta olduğumda sıkıntıdan yazıyorum artık. çünkü hala bu durumlarda en iyi şeyin yazmak olduğunu düşünüyorum. okumak da aklıma geliyor tabi ama her zaman mümkün olmuyor işte.
misal az evvel fernando'yu okumak istedim lakin daha fazla kararacağımı düşünüp vazgeçtim hemen. jean paul'u da aynı sebepten okumadım. bir yerde hepsi bahane elbette. dizi izlemek daha kolay geliyor çünkü. bir süredir film izlemeyi bıraktım. deli gibi dizi izliyorum. önce breaking bad'e başladım. sonra bir damimarka dizisi buldum. forbrydelsen. 

garip. bir prison break, bir lost değil ama müptelası oldum çoktan. ilk boş vakitte bu diziyi izlerken buluyorum kendimi. sanırım hayatın boşluklarını bir süre bunlarla kapatmam gerekiyor.
oysa karışık çalan mp3 çalarımızda üst üste sevdiğimiz sanatçı çıkınca mutlu olan, yağmur yağınca hüzünlenen insanlardık daha düne kadar. şimdi n'oldu da bu hale geldik? bilemiyorum müjgan! bilemiyorum.

zaman ve mekan denklemini kuramadık sanırım.
biraz matematik biraz fen bilgisiydi belki de tek eksiğimiz..