2 Mart 2014 Pazar

hayat ne tuhaf şarkılar falan

aylar sonra bir sigara. güneş var ama yok gibi de.. pazar sabahı cadde üstü cafede bir ben, karşımda yaşlı bir adam, üç garson, bir kaç kedi ve düşen yapraklardan başka kimse yok.
garson kız manasız bakıyor servis yaparken. muhtemel içinden ; pazar sabahı git yat uyu geri zekalı bu saatte ne işin var burada diyor. ama benim pazar sabahları uyuyamadığımı bilmiyor. ve çok uzun zamandır nefes alamadığımı da. geçmesini beklemediğim bir halin içindeyim yıllardır. geçecek gibi değil zira. mucize olursa belki. ama ben mucizelere de inanmam!
 garson kıza gelirsek benim gibi, herkes gibi o da sahip olamadığının peşinde. 
hayat, böyle garip işte.
az önce ikinci sigarayı da yaktım. itiraf etmeliyim ki çok sevdiğimden değil. sırf haftalar öncesi...
neyse..
kelimelerimi, düşüncelerimi toplayamıyorum.. ama önce dizimi bir doktora göstermem gerek. üç hafta oldu geçmedi ağrısı. daha önce de olmuştu bir hafta olmadan kendiliğinden geçerdi. bu sefer öyle olmadı... diş ağrısı gibi şerefsiz vurdu mu tam vuruyor...
acı eşiği mi diyorlardı ne? sanırım o şey azaldı ben de. ya da zaten en başından beri çok yoktu. pek çok şey gibi. tahammülsüzüm artık her şey ve herkese karşı. ortası yok hiç bir şeyin. ya nefret ediyorum.... ya da çoğunlukla yine nefret ediyorum...
en başta dayatmalardan, zorundalıklardan... ağdalı edebiyat cümlelerinden, zorlama filmlerden... gerçek olmayan her şeyden... toz pembe hayallerden sonra...
 öte yandan gerçekler acıdır!
hem acı eşiğim bu kadar düşmüşken bu bir çelişki değil midir?
olabilir...
ama bugünlerde çalan şarkılardan çok acı veren hiç bir şey yok bana doktor.
dizimin ağrısından bile çok..


.