2 Ocak 2014 Perşembe

sami hyypia

bugün hala radyo ve televizyonlarda fırıldak gibi reklamı dönen ünlü bir elektronik eşya firmasını şikayet ettim. biraz ibnelikten, biraz hareket olsun diye. biraz da haklıydım. şikayet etmesem de olurdu. o zaman da bu yazı olmazdı belki. ya da başka bir incir çekirdeğinden mütevellit yazı yazacaktım. çünkü kış akşamları yapılan yolculukları seviyorum. ve bu akşamlarda önceleri vakit geçsin diye yaptığım ama sonra araçtan çok amaç olan bu yazma eylemlerini daha çok seviyorum. iyi, kötü ve çirkin ayırmadan yazıyorum. hep yazıyorum. otobüsten inene kadar yazıyorum. her akşam çünkü otuzyedi durak. az değil. çok isteyip yazamadıklarım var bir de. anlatmak istediklerim. yapamadıklarım. başaramadıkların. suçluluk duygularım. kendimle savaşlarım. mühim değil gözüm nasılsa şarkılar var dediklerim. alışkanlıklarım var sonra. ve kendimi tekrarlamalarım. aldırmıyorum dersem yalan olacağını bildiğim gerçeklerim. karşılıksız aşklarım. ulaşmanın mucizelere bağlı olduğu hayallere bağlanan kör umutlarım. yükseklik korkularım. hala nasıl oluyor da nefes alıyorum diye şaşırdığım hallerim. şeytan uçurtmalarım. her hallerini kıskandığım kuşlar-ım. hayatımda bir daha hiç göremeyeceğim ama bir kaç saniyeliğine de olsa aşık olduğum kadınlar-ım. kısa cümlelerim. uzun adımlarım. yorgun uzuvlarım. telefonunu açmadığım arkadaşlarım. içinde kaybolduğum sinema filmleri-m. doyamadığım sabah uykularım. siyah beyaz fotoğraflarım. inadına beşiktaş demelerim. taze çekilmiş kahve kokularım. tamamlanmamış aşklarım. salaş kafeler-im. arnavut kaldırımlarım.bekir amcam.ve susmak istemediğim daha bi'sürü şey.  ahh maria niçin seninle bir pencere kenarında oturup konuşamıyoruz.*
niçin?
.
son çalan şarkı : go gentle 

* kürk mantolu madonna-sabahattin ali