14 Aralık 2013 Cumartesi

kış-4

karşı apartmana birileri taşınıyor. hamallar özenle indirip bir bir yükleniyorlar eşyaları. bu karda kışta taşındıklarına göre vardır bir sebepleri. kar kış dediysem yağmur var ama hava çok soğuk. bildiğin bozkır ayazı. o derece soğuk. buna rağmen sokak her zamankinden hareketli.

bir süre bu taşınma hareketlerini izledim pencere kenarında. yan tarafında uçuk bir maviyle ama itina ile yük ve eşya taşınır yazan kamyonun yanından kestane rengi saçlarıyla bir güzel geçti sonra. lise öğrencisi olmak için çok yaşlı, üniversiteli olmak içinse gençti. ama güzeldi. bir eliyle kitaplarını göğsünde birleştirip diğeriyle de rüzgardan gözünü kapatan saçını düzeltip hızlı adımlarla karşı kaldırıma geçti ve giderek gözden kayboldu. hemen bitişiğindeki apartmanın görevlisi sert ve seri hareketlerle bahçeyi belliyordu.

zamanımı ki şimdi diye üç numara gözlükle el işi örmeye çalışan anneme sordum. önce ses etmedi.

neden sonra ;

-koca karı soğukları var hala
dedi.

- hükümet takvimine göre onbeşşubat ama daha cemre düşmedi diye ilave etti. 

fakat ben bir şey anlamadım. ısrar da etmedim, anlamış gibi yaptım.
karadeniz tv'yi açmıştım bir yandan oyalansın diye.
ama o trekking yapanlara kızıyordu.
 

-yağmurda fırtınada dağlara çıkıyorlar, deli bunlar geçen de çığ altında kaldılar dedi.

- trekkingci anne onlar, bir çeşit spor yapıyorlar dedim.

-öyle spor olmaz olsun dedi kesti attı. 


bu bahar ben de yapmayı düşünüyorum diyemedim bunun üzerine. zaten benim hayal tüccarı küçük bir esnaf olduğumu bilmiyor. söyletmedim kimseye. o beni devlet memuru sanıyor.
hele ki bir deniz uçağı olup istediğimde kuş gibi kanatlanma ve canım istediğimde balık gibi yüzme hayalimi değil o'na söylemek yanında düşünmüyorum bile!