11 Aralık 2013 Çarşamba

kış-2

ayaklarım üşüyor bu sefer. hem de çok. annemin verdiği yün çorapları giymeliydim. sadece ayaklarım değil bayağı üşüyoruz bir otobüs dolusu insan. kumrular gibi birbirimize sokulduk. beraber üşüyoruz ve gidiyoruz meçhule. kar adeta  krallığını ilan etmiş ve bütün ihtişamıyla salınıyor dışarda.
otobüs soğuk. ısıtma adına gürültülü bir şey çalışıyor ama kendine faydası yok.
ağır bir yemek kokusu yayıldı şimdi içeriye. ya gece vardiyasından çıkan bir ahçının üzerine sinen koku bu yahut bir işçinin sefer tasındaki öğle azığı. ama üşümek baki.
ve şimdi dik bir rampada kalıyoruz. çıkamıyoruz. geri gelmesi, arkayı görmesi lazım şoförün. bir gözcü tayin ediyoruz aramızdan. arka kapı açılıyor. daha çok üşüyoruz. fakat kalırsak çok daha üşüyeceğiz. yolculara bakıyorum. kadınların yüzünde tedirginlik, erkeklerde daha çok bir vurdumduymazlık ve uyku hakim. soğuk bacaklarıma ilerliyor. kadife pantolona güvenmemeliydim. annemin verdiği yün çorapları giymeliydim.
eldivenlerim elimde atkım boynumda ama hala üşüyorum. kollarımı gögsümde kenetledim biraz olsun sıkı durmak adına. ve kabanın kapşonunu başıma geçirdim. fakat nafile. içerdeki  yemek kokusu sanki soğukla doğru orantılı bir şekilde giderek ağırlaşıyor. neyse ki otobüs girdiği bataktan çıkıyor. alternatif güzergahtan gidiyoruz şimdi. ama hala soğuk, üşüyoruz. ofisteki sıcak çay ve poğaçayı hayal ediyorum artık. akabinde kar sevinciyle her zamankinden daha sıcak olması muhtemel günaydınları. akşam yarıda kalan g.saray maçı üzerine yapacağımız geyikleri sonra. soğuğu duyumsamamı azaltmıyor belki bir miktar erteliyor bu düşünceler. mekanik sesle birlikte bir sonraki durakları sayıyorum bu sefer. onyedi durak var daha. daha onyedi, daha onyedi. ümitsizliğe kapılıyorum. ayak parmak uçlarım uçmuş gibi. hissetmiyorum. 
annemin verdiği o yün çorapları .....
.
.