buğu - kıyılar mutedil açıklar kaba dalgalı

buğu

otobüsün kirli camında dışarıyı görebileceğim büyüklükte ama aslında küçücük, şekilsiz bir ara açıyorum işaret parmağımın tersiyle. maksat vakit geçsin, oyalanayım biraz. bugün yolum biraz daha uzun. ve karnım her zamankinden daha aç. karlı günlerin aksine trafik ve otobüsün içi yoğun bu akşam. fenerin maçı varmış. kadın ve çocuklara özelmiş. anasının nikahı sayılacak uzaklıktan hiç üşenmeden çoluk çocuk dolmuşlar maça gidiyorlar. gitsinler. elbet diyeceğim yok. lakin biraz sakin ve sessiz olsalar insanlardan bu kadar nefret etmek zorunda kalmazdım bende. hele bir tanesi var ki kocasının hayatta olduğundan şüpheliyim. zira kulağımda ramstein varken bile bana can çekiştirebiliyorsa kocası kesin mekan değiştirmiştir bu çenebazın. hayatta ise de yurt dışına falan kaçmıştır adam. o derece....
...
kısa ve kesik hareketlenmelerle şehrin keşmekeşine ancak varabildik elli dakikada. normalde bu zamanda eve varmış hatta çorbamdan ilk kaşığı alıyor olurdum. lakin işin doğrusu nispeten daha erken döndüğüm o günlerde de böyle sıkıcı oluyor hem içim hem dışım. cevapsız sorularım oluyor kendime; her allahın günü niye çekiyorum ki bu eziyeti. sevmediğim bir şehirde sevmediğim bir işte niye tüketiyorum bu çok sevmediğim hayatı? zorum ne?.....
susuyorum sonra. sessiz kalma hakkımı kullanıyorum..
...
yeniden yola bakıyorum. fakat camda açtığım aralık tekrar buğulanmış. bu sefer öncekinden daha büyük bir alanı siliyorum sağ elimin tersiyle. büyük bir kalabalık! kendi küçük cemaati büyük merkez camiinden insanlar adeta oluk oluk dışarıya çıkıyorlar. yatsıdan çıkıyor olsalar gerek. nefesleri dumanlandığına göre dışarısı hala çok soğuk olmalı. ve az ötedeki dükkanın ışıklı tabelasından anlıyorum ki; parkede kampanya varmış. metrekaresi yedi buçuk liraya. iyi mi, gerçekten hesaplı mı bilemedim. hemen yanındaki hasan usta'nın tatlılarının gerçekten güzel olduğuna eminim ama. gerçi sıcak bir çorbaya hiç bir şeyi değişmem şu an için. ..