17 Kasım 2013 Pazar

tom

o zaman bunu niye yaptığımı bilememiştim. belli ki bugünler içinmiş. eski karım ve üniversiteden iki candan dostumla oturmuş çene çalıyorduk. eski, mesut günlerden bahsediyorduk çoklukla. çünkü gündem,  saçlarımıza düşen aklar ve bedenimize eklenen yağ kütleleri kadar acı veriyordu her birimize. radyoda tom waits çalıyordu. ve ben aniden hem de hiç neden yokken; "ölünce cenazemde tom waits çalsın" dedim.
eski dostlarım "aman velacıım daha çok genciz, yaşayacak daha nice güzel günlerimiz var bunu da nerden çıkardın şimdi" diyerek bir an için odaya sinen kutuplardakine eş soğuk havayı dağıtmak istedi. "ama dinimize ve göreneklerimize ters" dedi doğruluğuna ve açık sözlülüğüne her zaman hayran olduğum eski karım.  her ne kadar durduk yerde boş boğazlık etsem de böyle hassas bir  konuda  en azından "yalancı dostlarım" gibi rol yapabilirdi. yapmadı. farkettirmesem de canımı sıkmıştı bu durum o gün.
.
ve bugün.
nihayet ölüyüm!
kendi cenazemi izliyorum şimdi. iki eski dostum oğuz ve şebnem eski karımın kollarına girmişler iki yanından. hava kapalı olmasına rağmen üçünün de gözünde simsiyah güneş gözlükleri var. belli ki çok üzgünler. onların hemen yanında kızkardeşim. perişan bir halde. öldüğüme en çok onun için üzülüyorum. ama kader! hem kazaydı da bir yandan. aslında ölmek istememiştim!

ve arkalarda işyerinden bir kaç arkadaş ve patronun kardeşi sekiz sene çilesini çektiğim anonim şirketlerini temsilen gelmişler. birbirimizi hiç sevmediğimizi sağır sultanın bile duyduğu pazarlama müdürünün niye geldiğini ben de bilmiyorum. kesin patron kısmına yalanacak bir sebebi vardır adi herifin. görüyorsunuz ya cenazemde bile günaha sokuyor beni şerefsiz herif. neyse. bir kaç uzak ve yakın akraba katılması zorunlu bir milli bayram veya davet etkinliğinin bitse de gitsek modunda ikili, üçlü gruplar halinde sıralanmışlar, günlük dedikodularını yapıyorlar.

aslında bu ilk ölümüm değil. bundan yaklaşık onbeş sene önce resmi olarak zaten ölmüştüm. bu sefer imam onaylı olacak ölümüm.
hah işte ölümümüm müsebbibi hayati bey de gelmiş. geride, topluluktan ayrı durduğuna göre  sanırım hakkını helal etmeyecek bana. canı sağolsun. aslında fena adam değildir hayati bey. kendisine yüklü miktar borçlanmıştım. ki hiç kimseye ne madden ne manen borçlanmayı sevmeyen bir şahsiyettim ben kendim. bana inanmıyorsanız iş ve mahalle arkadaşlarıma ve tabi ki esnafa sorabilirsiniz  bunu. kaldı ki akrep gururum var benim, birine borçlu kalacağıma ölürdüm daha iyi. ve ölmüştüm işte! bu borç yüzünden evet.

anlatacağım efendim, hepsini anlatacağım...
lakin kafamı toparlamam için biraz vakit istirham ediyorum sizlerden...
az vakit!
..