1 Ağustos 2013 Perşembe

ses

vakit sabahın yedionbeşi yağmur az önce dinmiş toprak, hayvanat ve biz insanlar biraz olsun nefeslenmişiz. cam hala açık özlenilen koku yok ama serinlik hissedilir derecede. sokaktan yankılanan yüksek topuklu adımlar. kendine güveni bol ve biraz aceleci. bi koşu pencereden görmek mümkün ama ilk akla geleni hayal edip yazmak daha eğlenceli. çünkü bu arşa ayak basan hanım niye bilmem masmavi bir etek giymiş dizlerinde biten üstüne de bembeyaz bir gömlek kısa esmer saçlarıyla ve özgüveniyle uyumlu. ve tabi o mağrur yürüyüşe paralel adımları sık ve kararlı. acelesi olmalı.
sonra bir martı. yan apartmanın çatısında penceremin hizasında. kısa bir giriş taksiminden sonra resmen uzun hava çekti hayvan! yaklaşık sekiz on kilo ağırlıgında besili bir şey olmalı bu kadar ses çıkarabildiğine göre. ve hala susmuyor. çok bağırıyor. karnı aç olmalı. çıkmadan pencereye biraz ekmek içi koymalı.
ve bir teyyare geçiyor şimdi tam üzerimizden. acaba gökkuşağı da çıkmış mıdır, teyyare içinden geçmiş midir? bunu görmek için yataktan kalkamayacak kadar tembelim. lakin diğerlerinin aksine çok güçlü sesi ve dolasıyla sağlam bir motoru var bu teyyarenin. belli. en büyüklerinden olmalı. ve yolcusu da çok olmalı. kesin yurtdışına uçuyordur. muhtemelen almanya. ama ben, beni de alıp finlandiya'ya gitmesini isterdim hemen şimdi. ama artık çok geç. teyyarenin sesi muhtemel bulutların arasındaki görüntüsü gibi azalarak kayboldu. ben kaldım. derken telefonun alarmı çaldı. çok iğrenç bir ses. marimba. sanırım katlanamayacağım ve uyanma garantisi olduğu için bilerek seçtim bu melodiyi. ya da default geldi bilmiyorum. bilinen kendim gibi aceleci ve sabırsız bir ses olduğu ve daha fazla katlanamayacağım. yüzünüze kapatmış gibi olmayım ama şimdi gerçekten kapatmam lazım. sorry. so sorry.
.