28 Temmuz 2013 Pazar

sincity

geçmişime bakıyorum. saat pazarın yedisi. rabbimin hikmetinden sual olunmaz elbet. şu kargaların sesi diyorum. sabahın ilk vakitleri..
uyutmuyorlar.
keşke yapmasaydım dediğim eylemlerle dolu geçmişim çünkü. iyi ki yapmışım dediğim hiç bir şey gelmiyor aklıma. tuhaf olan hayat değil biz insanlarız zira. iyilik yap denize at demiş atalarımız. iyi olursa allahtan kötü olursa senden bilirler diye de ilave etmişler. böyle "arkadaşlarım" var benim. lakin vicdanen rahat olmak yetmiyor. onların hakkımızda yanlış kanaatler edindiğini görmek üzüyor bizi üstadın dediği gibi. bir tuhaf yuvarlanmadır gidiyor.
sarmalın dışına çıkmak, oyalanmak istedim. uzunca bir süredir  kaçındığım dexter'a tutuldum. dün akşam ard arda beş bölüm izledim mesela. zihnimi boşaltmak için.
ne var ki sen tuhaf olsan da hayat bildiğini okuyor, emin adımlarla ilerliyor. kaldığın yerden sarmala giriyorsun. uyumak biraz daha uyumak çok fazla uyumak belki... ama işte kargalar olmasa martılar var.
gecenin son vakti.
şarkıları unuttum hepten. can havliyle yataktan doğruluyorum hani belki yazarsam diye...
modemi, bilgisayarı ve tvnin radyosunu açıyorum sırasıyla. kumandadan sesler geliyor. küçük bir parçası kırılmış da içinde kalmış gibi. tiz ama cılız bir ses. insanoğlu gibi sanki eşyalarda bizimle konuşuyorlar. biz onları anlamasak da. bir şeyler anlatıyorlar. şimdi farkettim.. aldırmadım.
pencereden dışarıya bakıyorum sokaklar boş ve sessiz. heyula gibi binalar da insanlığa uymuş ve derin uykudalar temmuzun bu son pazarında. bir saate kalmaz sahipleriyle birlikte uyanırlar. o zamana kadar izlesem bu sessizliği. ama soluk benizli binalar işte. ruhumu sıkıyorlar. başka bir özlemi çağrıştırıyorlar hemen. içeri giriyorum. radyo voyageda hafif şarkılar. lakin nazlı ruhum bunu da istemiyor. daha sert ve yırtıcı arada softlaşan bir şeyler belki. radyo ekseni arıyorum. üç kanal değiştirdikten sonra buluyorum.
yüzümü yıkamadığımı farkediyorum.
yüzümü yıkarsam belki uyanırım anlamını bilmediğim bu rüyadan.