3 Haziran 2013 Pazartesi

arjantin'e kar yağar mı?

süleyman'la kavga ettik dün deli'nin kahvesinde. kavga ettik dediysem biraz itiş kakış çokca ağız dalaşı. yedi yıllık arkadaşım süleyman. hem bu ilk takışmamız değil. son da olmayacak belli. yarın barışırız. ve incir çekirdeğini doldurmayan başka bir mevzudan yine kapışırız.fakat mahalleli illallah etti artık bizden. eskiden olsa bizi ayırırlardı şimdi kendilerini ikiye ayırıp bahse tutuşuyorlar üzerimizde. benim ağrıma giden de o ya zaten. yoksa süleyman'ın dudağımı yarması çok mühim değil. hem siz bir de süleyman'ı görün. mesele, bahiste bana üçe sekiz oran vermeleri. ağrıma giden bu. yoksa söylemiştim yarın öpüşür barışırız süleyman'la. yüz yüze bakıyoruz şunun şurasında.

kavga mı?
incir çekirdeğini doldurmayacak bir meseleden çıktı.
terzi metin'le çiçekçi rüstem tavla oynarken ben trt3 de eski dünya kupası maçlarını izliyordum. süleyman'da yanımda bir yandan sıcak çayını höpürdetiyor bir yandan çengel bulmaca çözüyordu. bilemediği olursa da arada bana soruyordu. her şey birden bire oldu. laf nerden dolaştı nasıl meksika 86'da arjantin'in şampiyonluk maçından girip üç harfli bir yağış şeklinden devam edip arjantin'de kar yağarmıya geldi bilmiyorum.

süleyman'ın "ben yirmiüç yıllık gemiciyim görmediğim ülke kalmadı, arjantin amerika'nın bodrum'udur kar yağmaz miralay akıllı ol" diyerek elindeki as-kaynak reklamlı sarı tükenmez kalemi gözüme gözüme sallamasaydı son hatırladığım.
tabi ben altta kalır mıyım?
-"ben de beş dünya kupası ellinin üzerinde film festivali ve yüzlerce sinema filmi gördüm süleyman daha dün izlediğim filmde boines aires varoşlarına kar yağıyordu lapa lapa. arjantin'e kar yağar birader istesen de istemesen de yağar. hem lapa lapa yağar."

süleyman bu, durur mu üsteledi; "en fazla sulu kar yağar ama lapa lapa yağmaz."
yağar, yağmaz. yağar. yağmaz derken sarı tükenmez dudağımın sağ alt kenarını kırmızıya boyadı. ben de süleyman'ın sol gözünün çeperini siyaha boyadım.
bu ufak arbededen sonra süleymanı buzdolabının bitişiğindeki tahta masaya aldı deli ile terzi metin. beni de sobanın yanına aldılar. oysa sadece sinirden titriyordum. üşüyor zannetmişler beni. iri kıyım çocuktur süleyman. kendini iki kolundan tutanları bir silkinmeyle bertaraf edip uzak köşeden "arjantin'e kar yağmaz birader" diye bağırdı yeniden.
sobanın yanında oturmak iyi gelmişti sanki. daha ılıman ve sakindim şimdi. ama inatçılığımdan hiç bir şey kaybetmemiştim. kısa ve öz konuştum gülümseyerek; "yağar."
süleyman bu sefer sadece dişlerini sıktı. hadi ordan der gibi bir el hareketinden sonra deli'ye seslendi; "kahveci bize 52 ver."