26 Mayıs 2013 Pazar

zarifoglu

doğru, hayat ne kitaplardaki gibidir ne de filmlerdeki gibidir evet.

 belki de böyle olduğu için iki filmin arasındaki sıkışmış kalmış gibi hissediyorum bazen.
 bir yanım mutluluk filminin profesörü gibi ne var ne yok ardına bakmadan bırak git diyor diğer yanım ise masumiyet'in bekir'ine kulak verip "kaderin bu, eğ başını usul usul yürü şimdi" diyor.

ama işte bazen de kitaplardakine fena halde uyuyor hayat.
dikkat ettin mi hiç. en karamsar, en gri yazıları neden hep pazarları yazdığımı?
yazar haklıymış meğer!
 pazar günleri hayatın intikam günleri. neşeli başlasın ve öyle devam etsin diye çabaladıkça insanı koyu bir yalnızlığa, anlaşılmaz bir kedere iten günlerdir çünkü pazarları

peki ben ne yaptım?
zarifoğlu'nu yeniden okudum.
o'nunla birlikte yürüdüm çocukluğumun dar , şekilsiz kaldırımlarında. simitçiye beraber günaydın dedik, beraber el ettik taksime giden dolmuşa. sehir hatlari vapurunun kenarinda tuzlu suyun kokusunu cigerlerimize doldurup birlikte hüzünlenip, birlikte kederlendik.
çünkü ve dediği gibi ; bize ağır gelen kendimizdir.  yolda, okulda, işte, başkaları ile birlikte taşıdığımız kendimiz.
yalnız-kendimiz...
.