26 Mayıs 2013 Pazar

nothing

sucuyu çağırdım gelmedi henüz. kırkbeş dakika oldu tam tamına. evde kimse yok, gezmeye çıktı ahali. ben hastayım diye çıkmadım. iyi de oldu bir bakıma. sanırım ihtiyacım vardı böyle bir sessizliğe, kendimle kalmaya. şimdi bir yandan gelmeyen sucuyu merak ediyor öte yandan "bizim büyük çaresizliğimiz"i izliyorum yeniden. belki sonra yarım kalmış kitaplardan birine devam ederim. ya da hayaller kurarım, olmayacak dualara amin derim. bilmiyorum.

 ***
bildiğim ; bir çılgınlık yapacakmışım gibi hissediyorum bazı zamanlar.
hoşuma gidiyor, seviyorum bu hissiyatı.
ve düşünüyorum da aslında kavga ettiğimiz kendimiziz. hayatla kavga ettiğimizi sanıyoruz. oysa yok öyle bir şey.
hem bu pazar da yine ve yeni bir şey yok.
aynı. yine sıkıcı. hep sıkıcı

daha az sıkıcı olması için radyo eksen dinliyorum bazen. eskiden bulmaca çözerdim. şimdilerde sabahattin ali'nin üç aydır bitiremediğim kitabını okuyorum. her elime alışımda sadece üç beş sayfa okuyabiliyorum. sanırım bu yüzden bitmiyor. bitsin de istemiyorum galiba.
öyle çok şey var ki içimde oysa. ama sonra değişik filmler izliyorum. hoşuma giden filmlerin altını çiziyorum! bazen de dışarı çıkıyorum. fazla duramıyor içeri giriyorum. çünkü ve zira sıcak, kalabalık ve haziran kapıda sonra. yarın yine pazartesi düşüncesi bir de.
şu çılgınlık diyorum yakında olacak gibi hem. sabretmek gerek. biraz cesaret, biraz karbonat.
olacak gibi. ama can sıkıntısı çok fena.
üstelik pazar günleri. ve sabahattin ali yine bitmedi....

***
dün işten kaytardım ya hani. hayattan kaytarmanın da bir yolu yordamı olsa be usta!
ağrısız, sızısız sancısız düşüncesiz nötr bir vaziyette.
çok mu şey istiyorum.
tamam eyvallah erkekler ağlamaz ağlamamalı da hele yazarak hiç ağlamamalı!
böyle gördük çünkü atalarımızdan. dik durmalı güçlü ve metin olmalı.
çünkü ağlarsa bir anası bir de yüreği ağlar.

sırf bu yüzden  bu şarkıları yasaklamalı usta. hatta ve kanımca hiç bir şey dinlememeli insan. kendini bile. sadece masum bir sedir ağacının altında gölgede dinlenmeli mesela.
fakat öyle çok istiyorum ki.
bahar gelmiş memleketime gitmeyi..

***
 ama ve hani imkanın olacak gidip bozcaada'ya yerleşeceksin.
sonrası gelir zaten... öyle yanına üç şey falan almana da gerek yok. artık her şey her yerde var.
ama sen....

 diyorum ki; imkanın olacak yazı yazacaksın bir de.
bir kere o tadı aldı mı gelir gerisi hem.
evet, kendini tekrar etmeyi hoş görmüyorlar belki ama en azından unutmuyorsun bazı şeyleri. bir nevi istikar yakalıyorsun. hem belki kırk kere bozcaada dersem evren bi kıyak geçer bana! yoksa çok istiyorum bildiğin gibi değil.
bak hala sezen'in o şarkısını dinliyorum hem. üç gün oldu başka melodi değmedi kulağıma. en az de ve da bağlaçlarını ayrı yazmayı sevdiğim kadar sevdim üstelik.
şarkıya, aşka teslim olduğun gibi bir teslimiyet gerekiyor mu bazen? kalan sağlar bizim hesabı ve sonra.
ya sonra?

.