13 Aralık 2012 Perşembe

buzdan şato

yine sezen çalıyordu. yarı uykulu yarı uyanık vaziyette ağaçların ve insanların arasından sekip yüzümü okşayan güneşin sıcaklığını duyabiliyordum. e28 karayolunda belediye otobüsü hızında ilerliyorduk. saatten haberim yoktu. müzik, güneş ve nereye gittiğimi hiç düşünmediğim bir yolculuk. mütebessim bir ifade takındığımı hatırlıyorum ama. işte tam o sırada güneş yakıcılığını daha da arttırmış ve sadece dudaklarım üzerinde etkisini gösteriyordu sanki. lakin bir süre sonra yakıcı olanın güneş değil etna'dan çıkan lavla birlik olmuş everest buzulunun tatlı bir ılıklık sağladığı bir insan dudağı olduğunu anladım. bu bir erkek olamazdı. hiç erkek öpmedim zira. hem ama böyle narin böyle naif böyle ayaklarını yerden kesecek yumuşaklıkta öpüş ve sağ yanağımdaki o yumuşak el bir meleğe ait olmalıydı. büyü bozulmasın diye gözlerimi açmaktan kaçınıyordum fakat bu meleği -evet kesinlikle bir melek olmalı- görmeliydim. sol gözümü hafifçe araladığımda gördüm onu. benden bir durak sonra binmişti. siyah pantolonuna eşlik eden siyah çizmelerinin güvenli sesini duydum önce ve sonra dalgalı kumral saçlar ve nihayet ay parçası masum bir yüz. şimdi o yüz benim yüzümde ama kimin yüzünden bilmiyorum. bildiğim şimdi cennetteyim.
...
her şeyi mahveden bu güzelliği daha çok görmek istememdi. gözlerimi tamamen açtığımda karşımda kocaman bir afiş athena manga konserini muştuluyordu. kulağımda ise sezen gitmiş model buzdan şatoyu söylüyordu...
koy gidelim sâki. koy gidelim...
.
model - buzdan şato
.