temmuz - kıyılar mutedil açıklar kaba dalgalı

temmuz

misal kırk derece sıcakta çalışan inşaat işçileri var. görüyorum. evinin balkonunda aşk mektupları yazmaya çalışan adamlar sonra. üstelik yavaş akan bir trafik var. ve seslerini ekonomik kullanan kanatlılar, yürürken fransızca şarkı dinleyen güzel kadınlar hep kırk derece temmuzunda. hissediyorum. çünkü manasız düşünceler içinde olan bir adam. ne diyeceğinden, ne giyeceğinden çok ne yazacağını bilmeyen kafası karışık, bir garip boşluğun ortasında  tuhaf bir adam. kırk derece yazın-ın-da her daim . 
oysa , ben temmuzu böyle nemli bilmezdim sevgili. istanbul'u bilir, gözlerimi bilir ama yılın sondan altıncı ayını bilmezdim böyle. seni de böyle seveceğimi tahmin etmezdim üstelik. ama oluyor işte. mevsimler değişiyor, aşklar değişmiyor. önce bir tutam kalp çarpıntısı, bir kaç km bulutlar üstü yolculuk sonra çok sert bir iniş. şarkılarla, şiirlerle kendini avutabileceğin. hala aşktan ümidim varsa sebebi temmuzdur. hala senden ümidim varsa sebebi aşktır. hala oturup boşboğazlık ediyorum farkındayım. fakat 'hala' kelimesindeki a harflerinin şapkalarını unutmuş gibi yapmam temmuza meydan okuma olarak algılanmasın reca ederim. bilakis tüm yaz aşklarımızı temize çekendir temmuz. tüm dertlerimizin paratoneridir. gizli öznedir. sert sessizlerin efendisidir.
temmuz ki hala çok sıcak. ama bu kadar nemli olmak zorunda değildi yine de. kırk derece ateşte diyorum sevgili, yazılmıyor sadece özleniyor...
.
nilüfer - kavak yelleri
.