9 Şubat 2012 Perşembe

nedir, mesele nedir?

bazen öyle anlar oluyor ki hiç bir şey, hiç bir kimse umrunda olmuyor insanın. yazmak dışında. bir de müzik. onlar da olmasa ölür müydüm bilmem ama böyle yaşayamazdım kesin. hem ne demiş şair! 
 ya ben senin için yaşamayı göze aldım. hangisi daha zor bilemedim şimdi?
ölmeyi göze almak mı yoksa yaşamayı göze almak mı?
pamukla demirin hikayesi gibi ama değil.
hem asıl mesele bu değildi sana anlatmak istediğim.
böyle koyu kahverengi, melankolik yazıları sevmiyorum. bitip okuduğumda nefret de ediyorum bazen. lakin yazmayı istiyorum. çok istiyorum. belki sen de kızıyorsun bana, sevmiyorsun. ya da benim yaptığım gibi daha birinci cümle dolmadan sıkılıp, usanıyorsun kelimelerden ve vazgeçiyorsun okumaktan. aksine ben bıkmıyorum yazmaktan ama okumaktan ve izlemekten sıkıldığım anlar çok oluyor. dedim ya yazmak ve müzik. gerisi hikaye. onlar da olmasa.. biliyorsun.
ama asıl mesele demiştim. sana yazmaktı gaye. bu sefer dedim buradan yazayım , ilginçliğin ötesinde heyecan verici olabilir, şu bir kaç haftalık belki aylık hatta ömürlük anlamsızlığa bir anlam katabilir. sen de seversin belki. haksız mıyım?
lakin ve itiraf etmeliyim ki son yazını tamamlayamadım -evet senin bile- yazılarını dört gözle beklediğim bir kaç yazardan biri olmana rağmen yazını bitiremedim. kafam yerine gelince okuyacağım ama söz. bir de... yok bunu burdan yazamam herhalde. bilahare söyleyeceğim sana. burdan olmaz. burdan olmaz. tamam umrumda değildi hiç bir şey ama burdan olmaz yine de.
hem bak kar yağıyor burada ince ince. değişen bir hiç bir şey yok diyorum ya bazen takılmış kaset gibi. sabah kanalı değiştirdim. trt-fm de türkü dinleyerek geldim yolun bir bölümü. kimseye sinirlenmedim. haber de dinlemedim. sadece müzik ve gri asfalt ve etraftaki huzur veren beyazlık. şimdi ama burada bu onbirmetrekarede kapana kısılmış fare gibi hissediyorum. elimde değil. bir pencere kenarına bir geçmişe gidiyorum. ben nerede yanlış yaptım diyorum. nerde? sanki bulsam çözüm olacak. biliyorum ki üç sene sonra bu anlar için de aynı soruyu soracağım kendime. o yüzden diyorum ölmeyi göze almak mı yaşamayı göze almak mı? bukowski mi miller mı? lary bird mü lebron james mi? sergen mi tümer mi?  hülya mı gülben mi? merkel mi sarkozy mi? mecnun mu ferhat mı? gördüğün gibi örnekleri cıvıklaştırmanın sonu yok. ama hayat öyle mi? kaderinin kendi elinde olduğu savı düpedüz yalan bence. bir çizgin vardır sana biçilen onun dışına çıktın mı ölürsün! çıkmadığında da ölürsün. bekir olmak kolay değil hem. eğip başını yürümek usul usul. ağırdır bekir olmak. olmamak da. midem bulanıyor doktor..
.
norah jones - come away with me
.