28 Aralık 2010 Salı

hayal-et sevgilim

umut yolculuğuna çıkmış göçmenler gibiydik. sekiz yolcu, bir şoför. soğuk hava mıydı bizi bu kadar büzen ve hüzünlendiren yoksa başka bir şey miydi bilemiyorum? ama dokuz kişilik aracın içi hüzün kokuyordu buram buram. en hüzünbaz sesiyle ve bir o kadar içten hoşçakal derken kulağıma emre aydın sadece ben değil tüm yolcular dinliyormuşcasına hüznün kucağındaydık sekiz yolcu. hayır şoför yola odaklanmak zorundaydı. lütfen bu bahse karıştırmayalım o'nu. 
hüzünleniyorduk. biz bizeydik ama tektik. yalnızdık. dedim ya umut yolcuları gibiydik. nereye gittiğimizi bilmiyorduk. kayıptık sanki. para alış verişlerimz dışında konuşmadık hiç bir şey. sadece yola, uzağa odaklandık. içimizdeki sıcak sese kulak verdik dışardaki soğuğa karşı.
oysa bu hüzünlü nağmeyi dinleyen sadece bendim. onları konuşturmayan ve fakat düşündüren de.
şimdi ise büyük bir alışveriş merkezinin güvenlik şeridine takılmış gibi alarm veriyor beynim. iğrenç bir sesle, dün akşamı, bu sabahı, cumartesiyi, pazarı ve tüm olanları, insanları, dahası içimdeki bulantıyı salık veriyordu an ve an! ama tüm bu hengamede bir tek şey umut veriyordu bana. sadece bir şey. yaşama sevincim. kış ortasında açan çiçeğim. hayalet sevgilim.
hayal-et!
.
irem - hayalet sevgilim
.