17 Kasım 2010 Çarşamba

hope

new york ı love you filmini izliyordum. menekşeli kadınla, bellboy'un hikayesinin anlatıldığı bölümden sonra oturup yazmaya başladım. sanırım filmin kalanını bu yazı bittikten sonra izleyeceğim. ön yargılı davranmıştım filme karşı. bir kaç kez elime geçmesine rağmen savurup atmıştım bir taraflara. sonra sevgili arkadaşım m. atomu parçalara ayırdı! ısrar etti. iyi ki izlettirdi bu filmi. sırf bu menekşeli kadın bölümü bile yeterdi. ama kalanını da izleyeceğim. söz verdim çünkü. ve şimdi nightwish'in bir dönem aralıksız onlarca belki yüzlerce defa dinlediğim sleeping sun şarkısını arşivden buldum. bu şarkıyı dinliyorum. dinlerken bunları yazıyorum. film ayrı vuruyor içindeki müzik ayrı. ve sleeping sun apayrı.
tıpkı artık her bayram sokağımızın vazgeçilmezi haline gelen bizim sokak çalgıcısının akordiyonu gibi. bugün tembelliğimi sırf bu akordiyoncu için bozup yerimden kalktım hatta dışarıya bile çıktım. müziği daha yakından hissedeyim diye. sesi geliyordu ama kendisi yoktu. esrarengizden öte büyülü bir şeydi sanki. ve sonra eternity and a day geldi aklıma. aramaktan vazgeçtim. sadece müziği dinledim uzaklarda kaybolana dek. sanırım bir dahaki bayrama kadar mahrum kalacağız bu güzellikten. ama bunu bilmek, beklemek bile güzel bir duygu. seneye muhtemel yağmurlu bir eylül günü umarım sokağında başında olur yine. ve umarım ben de orada olurum.
umarım.
.
nightwish-sleeping sun
.