29 Mart 2009 Pazar

iki filmin arasında

doğru, hayat ne kitaplardaki gibidir ne de filmlerdeki gibi. belki de böyle olduğu için iki filmin arasındaki sıkışmış kalmış gibi hissediyorum bazen kendimi. bir yanım mutluluk filminin profesörü gibi ne var ne yok ardına bakmadan bırak git diyor diğer yanım ise masumiyet'in bekir'ine kulak verip "kaderin bu, eğ başını usul usul yürü şimdi" diyor. ama işte bazen de kitaplardakine uyuyor hayat. dikkat ettin mi hiç. en karamsar, en gri yazıları neden hep pazarları yazdığımı? yazar haklıymış meğer. pazar günleri hayatın intikam günleri. neşeli başlasın ve öyle devam etsin diye çabaladıkça insanı koyu bir yalnızlığa, anlaşılmaz bir kedere iten günlerdir çünkü pazarlarıne yaptım? ben de fahim bey ve biz'i okudum tekrardan. tıpkı ekmel bey gibi. kendine olmayanlardan bir dünya yaratan, olmayanların dünyasında varmış gibi yapan. evden her gün çıkan, düzenli... ilahi fahim bey!

21 Mart 2009 Cumartesi

ama çok seviyorum

hani şarkı söylerken böyle sesi hafif kısıkmış ve sanki ses tellerinde sorun varmış gibi ama içten, ama yürekten söyleyen sanatçıları ama en çok da kadın sanatçıları seviyorum, sonbahar çocuğu olmama ve bu mevsimi çok sevmeme rağmen baharın yüzünü ve güneşini bize ilk kez gösterdiği ilk baharın o ilk günlerini de seviyorum, taze çekilmiş kahve kokusunu da yanından geçtiğim fırından yayılan ekmek kokusunu da seviyorum ama en çok da kızarmış ekmek kokusunu ve sonrasındaki kahvaltıyı, üç gün yazmayınca ses soluk çıkmayınca meraklı mailleri lakin en çok o mailin sahiplerini seviyorum, yağmur altında yürümeyi ama en çok da kumsalda yalınayak yürümeyi seviyorum, cumartesileri seviyorum, bahariye'yi ve moda'yı seviyorum, püfür püfür olmasa da vapurun kenarını seviyorum, suadiye istasyonu'nu seviyorum, romatik komedileri seviyorum, cümle içinde kullandığım "ve dahi"leri, "lakin"leri seviyorum, aylak adamı ve dahi aylak olmayı seviyorum, her şarkıda değişen hüznümü seviyorum. bunu hiç bir zaman bilemeyeceksin belki ama seni hepsinden çok seviyorum....
.
soha - mil pasos
.

15 Mart 2009 Pazar

rüya

telefonumu nasıl ve nereden bulmuştu bilmiyorum. ama zaten önemli olan o’nun beni aramasıydı. itiraf etmeliyim ki; hayatımda beni bu kadar heyecanlandıran başka bir olay hatırlamıyorum. oydu işte karşımdaki. fakat sesinin rengini tatmamış, tonunu daha önce hiç duymamıştım. nasıl tanıdım onu da bilmiyorum. ama dedim ya önemli olan aramasıydı. sesini duymamdı. billur sesinden dökülenler benim için üzücü olsa da sesini duymak güzeldi yine de. ve sonra dedim ki o’na; ben seni sensiz de sevebilirim!