11 Haziran 2009 Perşembe

önceki oturumu kurtaralım baby

olacağı varmış olmuş deriz ya hani. yahut akacak kan damarda durmazmış veya su akar yolunu bulur deriz bazı olaylar sonunda. öyle mi gerçekten? ne kadar yırtarsak yırtalım siya siya çekilen kürekler boşa mı sahiden? ikidir şu yazıyı yazmaya çalışırken kilitleniyor misal bizim emektar. aslında iki haftadır aynı naneyi yiyor. karneyle gazyağı dağıtılan günlerdeki gibi bir saat kesintisiz kalabildik mi pc nin başında, öp başına koy durumları yani. formatı gelmiş belli. dedim ya dün akşamüstü bir sil baştan şansımız olsa ne güzel olurdu. yahut şimdiki gibi bir format bi reset bi lodos bi de kayık! ondan sonra değmeyin keyfime ve de kendime. ama az önce yaptığım gibi kaldığım yerden devamı sağlayan bir dünya harikası fayrfoks'un önceki oturumunu kurtar uygulaması olmayacak bu insancıl formatta. unutacaksın, yaşananlar aklına gelmeyecek! ama işte zaten hep yaptığımız o değil mi? geçmişe dönüp defalarca ve defalarca bıkmadan ve usanmadan önceki oturumu kurtarmaya çalışmak acı gerçeği görmeden. geym ovır'ı kabullenmeden... ama işte şah ve mat. ayrıca bırakalım bu beylik lafları. sen yoluna ben yoluma. piyonlarla vezirler istediği kadar aynı torbaya konsun. hem önemli olan işlevleri değil mi? o yüzden yeni ufuklara yelken ve kucak açma zamanı. belki de bu yüzden seviyorumdur otobüs terminallerini. modern de olsa köhne de olsa hep bir hüzün silüeti taşır bu terminaller. ayrılanları, heyecanla bekleşen kavuşacakları yüreğinde barındıran. her ne kadar böyle bir yönüyle hüznüme hüzün katsalar da öte yandan bir sevinç bir ferahlık da verirler. yeni umutlar, yeni başlangıçlar, yeni yerler, yeni insanlardır da aynı zamanda bu terminal ve mütemmim cüzleri. ama işte aslında garip olan keman sesine hasta olan ben kendimin bugüne kadar niye hep ısrarla piyano çalmak istediğimdir. şu vakit açık olan pencerenin camından içeri dolan keman sesi olmasa yazmayacaktım işte bunu da. şimdi su kimdir yol nedir damar hangisi kan kim? ben kimim?