14 Mayıs 2008 Çarşamba

karışık

* tüm keşmekeşliğine, trafiğine, kalabalığına, gürültüsüne, kirine rağmen, her şeye rağmen istanbul is veri nays bi şehir. gidersem özleyeceğim hiç şüphesiz.

* in the name of the father belirli aralıklarla tekrar tekrar izlenesi bir film. gerry conlon’un babasının hapishanede öldüğü zaman mahkumların kağıtları yakıp hücre camlarından bıraktığı an unutulmayan film sahneleri kategorisinde zirveye oynar. kesin.

* kapkaçkaçısına, çetecesine, tinercisine rağmen insanı da bi numaradır bakmayın siz. sokakta bir sonraki adımınız için kararsız kalıp uzaklara daldığınız an da "nereyi aramıştınız" diyecek kadar yardımsever abileri, kardeşleri var bu şehrin. ayaz geceleri bi de. ama o ayrı.

* yüzyıllık yalnızlık’da marquez, kitaplarımda gerçekliğe dayanmayan tek cümle bulamazsınız. sadece bunları sanatsal dille anlatmaya çalıştım diyordu.
işte şu satırların yazanı da bazen  "biraz mübalağa, biraz da yuvarlama sanatını” kullanarak karalıyor gerçeği. yalnızca gerçeği.

* bir günde iki zeki demirkubuz filmi izlemek bünyeye zarar. hem de çok fena. yazgı ve kader’se adları daha da fena. masumiyet’i düşünemiyorum.

* yuroikibinsekizde soyunma odasında acun ılıcalı olmalı. topçular sahaya çıkmadan ondan geriye saydırmalı, hamdi bey’de tribünün görünmeyen bir bölümde konuşlanmalı mutlaka. dahası, mor ve ötesi haydi hisset marşını söylemeli. evet.

**** loreena mckennitt büyük ses, büyük yetenek. reeyyli...

lorenna mckennit-the old ways
.