18.08.2007

film gibi

- ama filmlerde öyle değil anne dedi hareket halindeki arabanın bir özelliğinden bahsederken.
-hayat, bir film değildir oğlum dedi annesi en otoriter sesini kullanarak.
bu kez kendinden beklenmeyecek hazır cevaplılıkla yapıştırdı yanıtı ergen.
-ama hayatımız da bir film değil mi anne?
sessizlik oldu bir süre.
aslında haklıydı ergen bir bakıma hepimizin hayatı ayrı bir filmdi başı ve sonu olan. kiminde müziğin kiminde dramın kiminde ise korkunun ağır bastığı mutluluğun ve hüznün nöbetleşe görev aldığı, iyilerin ve kötülerin olduğu. lakin hayatın filmden ayrı tek önemli gerçekliği beğenmediğimiz sahneleri çıkartıp yeniden çekemeyişimiz olması!

15.08.2007

piyango

şu saat itibariyle ama yok hayır geçtiğimiz pazartesi gecesi itibariyle şimdikinden çok daha zengin olabilirim. lakin artı para hesabımdan çekilen otomatik fatura ve kredi kartı ekstresi yüzünden eskisinden daha fakir de olabilirim. hem ayrıca aşık değilim, olabilirim. yüzde elli sevebilirim en azından ve en kesirlisinden. pazartesi akşamı beni evime götürecek olan otobüs gelene kadar içeride tıkılmayayım parkta oturayım bari dedim. sen kuş beyinlinin teki gel kafama sıç affedersin. inanmam aslında böyle şeylere ama içimdeki meraklı kediyi de öldüremedim. ve sırf test etmek için en yakın şans oyunu bayiisine gidip en yakın zamanlı mp idaresindeki çekilişe iştirakçi oldum. kaç gündür cebimde on numara kuponu dolaşıyorum. neden bilmem ama hala bakmadım neticeye. umut fakirin ekmeği geyiği mi yoksa inanmadığım şeyin mucizeye dönüşme gerçeğini kaldıramama ihtimali mi yahut bir ihtimal daha var mı? inan hiç bilmiyorum usta. hiç bilmiyorum.
ama ihtimal dedim de aklıma geldi şimdi. ondan o mailin gelmeyeceğini bile bile neredeyse her gün, olmadı gün aşırı bakıyorum mail kutuma. bir ihtimal daha var mı diye. biliyorum yok. dedim ya umut, fakir ve ekmek. ye memedim ye. yerse tabi.
sonra teoman'ın kelimeler şarkısında büyülü bir şey var sanki. her dinleyişimde ayrı bir duygu kaplıyor bünyemi. pek çok şarkı var bu benim diyebileceğim ama tüm zamanlarımın en iyisi bu diyebilirim sanırım. evet...
ayrıca normalde bunalım yaptıracak gelişmeler varken dahi bu ne gamsızlık ve tepkisizlik bilemiyorum. karamanın oyunu değildir inşallah.
aman canım okuyucu ankara'dan hala ortaya çıkmayan bir talihli varsa pazartesi on numarasından bil ki o benim. hani allah rızası için haber verin de bi'koşu gidip alayım kavaklıdere ziraat çekimi. ha talihsizsem de vatan sağ olsun. umutlar ölmez!

8.08.2007

istasyon

bir istasyon bu kadar mı huzur verir, bu kadar mı relax eder. tüm günün sinirini stresini bu kadar mı alır insanın? o derece yani. allah sizi inandırsın gebze'den haydarpaşa'ya neredeyse tüm istasyonların (peki tamam yüzde altmışını diyelim) her iki yönünde pineklemiş bir rehavet olarak istanbul istanbul olalı böyle relax bir istasyon görmedi.tabi bence. siziz bilemem.

indi dikkat buyrun. koordinatları veriyorum! kartal istasyonu rakım seksen beş votkam yüz yirmibeş, haydarpaşa istikametinde özellikle akşam saatleri son vagona tekabül eden ağaçların altında tren beklemek pek bir keyifli oluyor birader. o kadar ki gelen trene binmeyip bir sonrakini bekleyesi geliyor insanın. valla.

kulakta hafif mi hafif bir müzik, yüzü adeta okşayan meltemvari bir rüzgar. seviyorum ulan ben burayı. ne pendik ne bostancı da ne erenköy ne de feneryolu'n da alıyorum o hazzı ben.
öyle ama.