23.07.2007

deli mavi

gelmedi. boşuna bekledim. her istasyonda işte şimdi bizim vagona binecek diye boş yere ümit besledim sabah boyu. bizim selamsız "iş akrabalarını" yazdığım gün gördüm o'nu ilkin. hatta kavaleros'a bahsettim de üzerinde durmadı, sıradan hikayelerimden zannetti. değildi. ilk kez görmüştüm o'nu. farklıydı sanki. evet evet ilk kez gördüm bu güzergahta ve vagonda. daha önce görsem çıkarırdım kesin. böyle bir güzellik unutulmaz. en azından ben unutmam. demek ki standart bir saati yoktu. belki de bir akraba ziyaretine geldi şehir dışından. yahut işsizdi iş görüşmesine gidiyordu. ama sabahın sekizi görüşme ve ziyaret için çok erken. çalışan biri kesin. belki de gece nöbetinden dönen bir doktordu kim bilir? sanki biraz yorgun gözüküyordu. makyajı yoktu. kendine has çekiciliği olan bir güzel. ama nasıl sade ve nasıl duru bir güzel. hele o deli mavi gözler yok mu. o sabah tam karşıma oturdu. karşıma derken beş metre ötemde ve yüzü bana dönük. gazete okuyordu. bense sabahları hiç birşey okuyamam insanlardan başka. ya o gün olduğu gibi etrafı veya pencereden dışarıyı izler yahut uyumadığım halde gözlerimi dinlendirirdim. bostancıyı henüz geçmiştik bir adalar'a bir o'na bakıyordum. adalar kaybetti elbet düelloyu! hem nasılsa her gün görüyordum adalar'ı. al işte bak bugün gelmedi. sanırım yarın da gelmeyecek. ertesi gün de. tren güzelyalı'da durduğunda o gün burda indiğini hatırladım ve telaşla başka vagona binmiş olabilir mi diye açık penceremden kafamı uzatıp geriye doğru baktım son bir umut. görevliden başka hiç kimse inmedi. zati o da gördü benim gördüğüm boşluğu ve uzayan yollara inat tereddütsüz çaldı devam düdüğünü.... ama seni ben unutmak istemedim ki...

15.07.2007

temmuz


ay başından beri yeni bir iş yerinde, yeni bir sistem kurmak üzere hummalı bir çalışmanın içerisindeyim. lakin işverenler kurumsallaşmanın, departmanların bir bir ayrılıp , kapılara da bölüm isimleri yapıştırılıp, üzerlerindeki angaryaların başkalarına aktarılmasından ibaret sanıyorlar.

ve ben red kit misali evimden uzaktayım bir haftadır. bulunduğum koordinatta akşamları internete ulaşmak zor. vayırlesi açıp define avcıları gibi oda oda dolaşıp bulamadığım kablosuz bağlantıyı geçen akşam tuvaletin yakınında yakaladım. internete giriyorum ama bloguma giremiyorum. üstelik yorum da bırakamıyorum. tabi ki denedim. ama hayır tuvalette de hiç çekmiyor. ben de sadece okuyorum. okuyorum. bi'de wördde yazıyorum.

oysa istanbul yine yeniden çok çok hem de çok sıcak. rutubet de çok. bir de arı çok buralarda sevgili şinasi. lakin ufukta görünen bir tatil yok. ama umudum var yine de. mazotun bir yetele olması olasılığından biraz daha fazla tatile çıkabilme ihtimalim. yazlar boyu o ihtimali sevdim zaten hep ben.

şimdi ne mi yapıyorum?
 eski bir cmylmz filmini izliyorum.
her şey çok güzel olacak. evet.