6 Şubat 2007 Salı

öyle

havada buz gibi. keşke eldivenlerimi alsaydım. allah'tan otobüsün kaloriferleri yanıyor. soğuğun etkisinden mi ne radyoda çalan şarkı pek bir afili pek bi yanık geliyor kulağa. hisli adam şu kayahan. hem duyguyu hem coşkuyu vermesini iyi biliyor. ama hava gerçekten soğuk.. ne diyordu geçenlerde haşmet ağbi, filmi istediği gibi ileri geri sarıp sadece istediği sahnesini izlemekten dem vurup mutlu olduğunu falan söylüyordu... bak işte belediye’nin önündeki kara karga nasıl da dalga geçiyor karabaşla. ısınmak için iyi yol olsa gerek. az önce köprünün altındaki ak sakallı dedenin böyle bir şansı yoktu. ama başka bir şansı vardı… haline üzülüp tartılmaya hiç ihtiyacı yokken muhtemelen yüreğinde anne şefkati olan bir bayan kocasının asık suratına rağmen oldukça pahalıya tartıldı! dedenin yüzündeki gülümseme o an üçümüzün de içini ısıttı eminim.
diyordu ki haşmet abi, galata köprüsünden geçip karaköye gitmekse hayat, arada bir durup bakmak lazım, hızlı geçmemek lazım.

işte öyle bir şey.
.
kayahan-bin parçayım
.