31.12.2006

oyun

the truman show (jim carrey) ve the game (michael douglas) 
beni oldukça etkilemiş 
filmlerin başında gelir. 
bazen düşünüyorum da; acaba biz de böylesi bir oyunun parçaları, piyonları mıyız yoksa?

.

24.12.2006

big fish-2003



-insan hayatının aşkıyla karsılaştığında zamanın durduğunu söylerler. bu doğru ama söylemedikleri bir sey var. zaman tekrar basladıgında arayı kapatmak için çok daha hızlı hareket eder...

ekmel bey

daha ilk satırlarında kıskanmıştım ekmel bey'i. ya da gıpta etmiştim diyelim. bu kadar güzel yazıyor olabilmesini, çözümsüzlüğünü belki. hayallerini ya da. sonra ruh hallerini bir de. ölümle olan anlaşmasını dahi sevmiş, benimsemiştim hemen! fakat en çok şu cümlesinde takılı kalmıştım o'nu ilk okuduğumda; 
"hayatım acı bile vermeyen upuzun bir sıkıntıdan ibaret" demiş ve sonrasında devam etmişti.. 

"bir türlü tadamadığım yakıcı bir duygunun pençesine düşmek istiyordum, böylece yaşadığımı hissedebileyim, günah, şehvet, acı, pişmanlık, suçluluk kavursun içimi. içimdeki ve evimdeki boşluk dolsun.."


anlamsız bir sıkıntıyla uyandım bu sabah. puslu bir pazardı. zaten hiç bir zaman yıldızım barışmadı haftanın bu kimileri için en güzel, benim içinse sadece son günü ile. bana verdiği iki duygu vardı yalnızca; sıkıntı ve yazma hissi.  içimdeki bu sıkıntıyı dağıtmak için, çıktım dolaştım sessiz sakin sokaklarda. neden bilmem geçmiş günlerdeki çılgın kalabalıktan eser yoktu caddelerde. kendimle konuştum. şehrin bu halini daha çok sevdiğimi söyledim kendime. fakat yüreğimi sıkan o sıkıntı hali geçmemişti hâlâ . uykulu bir tezgahtarın bulunduğu markete girdim sonra. alışveriş yaptım içimdeki sıkıntı dağılsın diye. yine olmadı. gitmedi sıkıntım. gittiğimin aksine başka bir yoldan eve döndüm. o da işe yaramadı. ekmel beyi anımsadım. sonra bunları yazdım.
.

18.12.2006

the usual suspects (1995)


"kişi özünü asla değiştirmez. etrafındakileri başka birisi olmaya ikna edebilir ama kendini asla."

son sahnelerinde "n'oluyo lan" deyip pause'a basmaktan bitap düştüğüm film. 
manyak film. olağan-üstü film. 
bu arada spacey abimiz de tam anlamıyle döktürmüştür. tebrik eder, başarılarının devamını dileriz.

8.12.2006

1 gün

arada sırada olurdu önceden. şimdilerde ara sıra dinlemiyor ne vakit aklına eserse uğruyor bana. öyle izin almak falanda yok ha. ansızın alakalı alakasız çat kapı dalıyor içeri. "ne oluyor ne yapıyorsun böyle paldır küldür girilir mi içeri?" dedim bir seferinde.
"sen istemeseydin ben burada olmazdım" dedi cevabı hazır bir şekilde.
"ama" diyecek oldum, diyemedim. kaldım öylece. haksız sayılmazdı çünkü.b en izin vermesem, giremezdi içeri. esir alamazdı ruhumu ve bedenimi.
tuhaf şey.

evet kabul ediyorum ben de tuhafım ama o benden tuhaf, standart üstü hatta. hep en olmadık zamanlarda dahası keyfimin az çok yerine geldiği vakitler vurup gitmiyor mu deli ediyor beni! son zamanlardaki zayıflığımı kullandığının farkındayım. o da güçlü olduğunun farkında!

öyle bir duygu ki bu ; iki kişi veya iki kararın arasında kalmak değil ama. karışık bir şey. nasıl desem hani böyle pek çok şeyin özellikle zıt anlamlar arasında kalmak gibi. evet evet sanırım böyle bir şey. iyi ile kötü , siyah ile beyaz , yaşamla ölüm , sessizlik ile çığlık atmak vb. anlamlar , olaylar arasında kalmak gibi işte.

birkaç gündür birkaç ay önce aldığım ama henüz bakabildiğim bir kitabı okuyorum. çoğu birbirinden bağımsız hikayelerden oluşuyor. ama derin, bir o kadar da etkileyici hikayeler. yazarı kadın lakin ve ilginçtir kahramanları erkek. onların ağzından aktarıyor yaşananları. yine ilginçtir ki her kahramanda kendimden bir şeyler buluyorum. işte o kahramanlardan biri hatta birkaç tanesi şu cümleyi tekrarlıyorlar arada ;

“bir gün herkes kendisi olsun”

sanırım yukarıdaki arada kalmışlığım da bu cümlede gizli. derinlerdeki kendimi, beni bulamadığımdan belki de tüm bu karışıklık! kim bilir.

öte yandan aynı kahramanın hikayenin başka bir yerinde sarf ettiği başka bir cümle bana mantıklı dahası uygulanabilir geliyor.“hikayemi yazabilirsem kendim olacağım sanıyorum.”
evet. sanırım.
becerebilecek miyim bilmiyorum ama en azından deneyeceğim. burada değil elbet! gözlerden ırak başka bir yerde. bir gün diyorum  herkes kendisi olsun.