12 Kasım 2006 Pazar

ben öyle bir insan mıyım doktor?

insan neden kendi hikayesini beğenmez doktor? 
kaç gündür bunu düşünüyorum. neden kendi hikayesinin başrolünü kabul etmeyip başka hikayelerin figüranı olmak ister? nedir bu memnuniyetsizlik, bu sorular, tüm bu sorgulamalar, kafa karışıklıkları, niye suyun akışına bırakmaz ki kendini? 
ha evet! ben mesela görünüşte kabul ettim bunu, işe gidiyorum eve dönüyorum. alışveriş yapıyorum elimde dolu poşetlerle. bir yerden bir yere koşarcasına hızlı adımlarla gidiyorum. acele ediyorum. sıraya giriyorum. bazen hatalı sollama bile yapıyorum. küfür ediyorum, sinirleniyorum çabuk. sonra dakikalarca telefonda konuşuyorum mesela. yüksek sesle hem de umursamadan etraftakileri bazen. anlayacağın görünüşte çemberin tam içindeyim. sıradanım. ama işte kafam dışarıda. başka hikayelerde. evet şarkıdaki gibi aynı. okuduğum kitaplar mı yoksa izlediğim filmler mi beni buna zorlayan. böyle yapan.
kim bilir belki de dinlediğim şarkılardır.
niçin şaire kulak verip basit yaşamaz ki insan. neden sınırları zorlar. uç noktalarda dolaşır ya da dolaşmak ister?
hayaller, duygular bir tarafta hayatın gerçekleri öte yanda
çıldırmamak içten değil aslında ve bir bakıma.
sonra lan acaba bizi bu melankolik hallere sürükleyen bunlar mı dediğimiz filmlere, kitaplara ve hatta şarkılara sığınıyoruz yine. nasıl bir kısırdöngüdür bu?
insan olmak ne tuhaf şey doktor!
onca kelimeyi niye yazıyoruz hiç düşündün mü, nedir bu kendini anlatma çabası?
hayatın yükünü hafifletmek diyebilir miyiz sadece
ya da nedir? bilemiyorum doktor. bilemiyorum
yıllar önceki hissiyatımdayım şimdi

bir varım bir yokum
bir gidip bir geliyorum
bir konuşup bir susuyorum
bir gülüp bir ağlıyorum
belki de büyümeyen bir çocuğum hala
bana ne olduğumu sorma
çünkü ben de bilmiyorum!
belki başıboş bir salım akıntıya kapılmış giden
belki bir ağacım ormanda hain bir baltayla devrilmeyi bekleyen
evet böyleyim ben

ayten alpman-ben böyleyim
.